Kendimize Neden Bu Kadar Acımasız Davranıyoruz? Öz Şefkatin Psikolojideki Yeri

Yazar: Psk.Burcu Kara

Kendimize Neden Bu Kadar Acımasız Davranıyoruz? Öz Şefkatin Psikolojideki Yeri Hepimiz zaman zaman hata yaparız. Bazen istediğimiz bir işi başaramaz, bazen yanlış bir karar verir, bazen de beklentilerimizi karşılayamadığımızı hissederiz. Böyle anlarda çoğu insanın ilk tepkisi kendisini anlamaya çalışmak yerine sert bir şekilde eleştirmek olur. "Yine beceremedim." "Neden hep ben hata yapıyorum?" "Daha dikkatli olmalıydım." Bu cümleler birçok kişiye tanıdık gelebilir. İlginç olan ise aynı durumda bir arkadaşımız olsa ona büyük olasılıkla çok daha anlayışlı yaklaşacak olmamızdır. Başkalarına gösterdiğimiz sabrı ve şefkati kendimize göstermekte ise çoğu zaman zorlanırız. İşte tam da bu noktada öz şefkat kavramı önem kazanır. Öz şefkat nedir? Öz şefkat, hata yaptığımızda, zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaştığımızda veya kendimizi yetersiz hissettiğimiz anlarda kendimize anlayış, sabır ve nezaketle yaklaşabilme becerisidir. Bu; hataları görmezden gelmek, sorumluluk almamak ya da yaşananları önemsememek anlamına gelmez. Tam tersine, yaşadığımız güçlüğü inkâr etmeden kendimizi acımasızca yargılamak yerine daha gerçekçi ve dengeli bir bakış açısıyla değerlendirebilmektir. Kendimize karşı kullandığımız dil, fark ettiğimizden çok daha fazla ruh sağlığımızı etkiler. İçimizdeki eleştirel ses Hepimizin zaman zaman devreye giren bir iç sesi vardır. Bazen bizi motive ederken bazen de en sert eleştirmenimize dönüşebilir. "Yeterince iyi değilsin." "Daha başarılı olmalıydın." "Herkes senden daha başarılı." Bu düşünceler tekrarlandıkça özgüvenimizi zedeleyebilir, kaygımızı artırabilir ve yaptığımız hataları olduğundan daha büyük görmemize neden olabilir. Oysa aynı sözleri sevdiğimiz birine söylemeyi muhtemelen tercih etmeyiz. Peki neden kendimize karşı bu kadar acımasız olabiliyoruz? Kendimize neden bu kadar sert davranıyoruz? Çocukluk döneminde aldığımız mesajlar, yüksek beklentiler, mükemmeliyetçilik, hata yapmanın başarısızlık olarak görülmesi ve sürekli başkalarıyla kıyaslanmak zamanla eleştirel bir iç ses geliştirmemize neden olabilir. Günümüzde sosyal medya da bu süreci etkileyebiliyor. İnsanların çoğunlukla başarılarını, mutlu anlarını ve güzel taraflarını paylaşmaları, kendi yaşamımızı eksik ya da yetersiz görmemize yol açabiliyor. Oysa herkesin görünmeyen mücadeleleri, hayal kırıklıkları ve zorlandığı dönemleri vardır. Öz şefkat neden önemlidir? Kendimize anlayışla yaklaşabilmek psikolojik iyi oluşun önemli yapı taşlarından biridir. Kendine şefkat gösterebilen kişiler, yaşadıkları zorluklar karşısında kendilerini daha kolay toparlayabilir, stresle daha sağlıklı baş edebilir ve hatalarını kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine gelişim fırsatı olarak değerlendirebilir. Öz şefkat, vazgeçmek ya da kendimize bahaneler üretmek değildir. Aksine, değişim için güvenli bir alan oluşturur. Öz şefkat geliştirilebilir mi? Öz şefkat doğuştan gelen değişmez bir özellik değildir. Günlük yaşamda atılan küçük adımlarla zaman içinde geliştirilebilir. Zorlandığınız bir anda kendinize şu soruları yöneltmeyi deneyebilirsiniz: • Bu durumda en yakın arkadaşım olsaydı ona ne söylerdim? • Kendime biraz daha anlayışlı davranabilir miyim? • Yaşadığım bu olay beni tamamen tanımlıyor mu, yoksa hayatımın sadece bir parçası mı? Bu sorular, eleştirel düşüncelerden uzaklaşarak daha dengeli bir bakış açısı geliştirmeye yardımcı olabilir. Günlük yaşamda öz şefkati destekleyen küçük adımlar Öz şefkat büyük değişimlerle değil, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıklarla gelişir. • Hata yaptığınızda kendinizi suçlamak yerine yaşadığınız deneyimi anlamaya çalışın. • Kendinizi başkalarıyla sürekli kıyaslamaktan kaçının. • Dinlenmeye ve ihtiyaçlarınıza zaman ayırmayı ihmal etmeyin. • Kusursuz olmaya değil, gelişmeye odaklanın. • İç konuşmalarınızı fark edin ve daha destekleyici ifadeler kullanmaya çalışın. • Küçük başarılarınızı görmezden gelmek yerine onları takdir edin. Kendimize göstereceğimiz küçük bir anlayış büyük bir fark yaratabilir Hayatın içinde hata yapmak, zorlanmak ve zaman zaman başarısız hissetmek insan olmanın doğal bir parçasıdır. Ancak bu anlar, kim olduğumuzu belirlemez. Önemli olan, kendimize nasıl yaklaştığımız ve yaşadığımız deneyimlerden nasıl anlam çıkardığımızdır. Kendimize karşı daha anlayışlı olmak, hatalarımızı görmezden gelmek anlamına gelmez. Aksine, güçlü ve zayıf yönlerimizi kabul ederek gelişime açık kalabilmemizi sağlar. Çünkü kendimizi sürekli eleştirmek yerine anlamaya çalıştığımızda hem psikolojik dayanıklılığımız hem de yaşamla kurduğumuz ilişki güçlenir. Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: "En yakın arkadaşım bu durumda olsaydı ona nasıl yaklaşırdım ve aynı anlayışı kendime de gösterebilir miyim?" Bazen değişim, kendimizi yargılamayı bıraktığımız anda başlar. Kendimize göstereceğimiz küçük bir şefkat, ruh sağlığımızı destekleyen en değerli adımlardan biri olabilir. Yazar Hakkında Burcu Kara, psikoloji alanında eğitim almış olup bilişsel davranışçı terapi (BDT), şema terapi, aile danışmanlığı ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) alanlarında eğitimler almıştır. Psikolojik iyi oluş, kaygı, stres yönetimi, öz şefkat, kişilerarası ilişkiler ve çalışma yaşamının ruh sağlığı üzerindeki etkileri ilgi duyduğu başlıca çalışma alanlarıdır. Bilimsel bilgiyi anlaşılır ve günlük yaşama uygulanabilir bir dille aktarmayı amaçlayan Burcu Kara, psikoloji alanındaki güncel gelişmeleri takip ederek ruh sağlığı konusunda farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir.