Dr. Kl. Psk. Gül Çörüş ile Şefkat Çalışması ve Yas Danışmanlığına Derinlikli Bir Bakış
Yazar: Dr. Kl. Psk. Gül Çörüş
36 yıllık mesleki birikime sahip Dr. Klinik Psikolog Gül Çörüş, insanın yaşam döngüsünü yalnızca bireysel belirtiler üzerinden değil; duygusal, sosyal ve varoluşsal boyutlarıyla ele alan bütüncül bir yaklaşımı benimser. İstanbul Üniversitesi’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyal psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, akademik yolculuğunu klinik psikoloji doktora düzeyinde sürdürmüştür. Uzun yıllara yayılan akademik ve saha deneyimi, onun çalışmaları için sağlam bir teorik zemin ve güçlü bir pratik derinlik oluşturur. Yüz yüze görüşmelerini Bakırköy Ataköy Dördüncü Kısım’da, aynı zamanda online ortamda sürdürerek farklı yaşam koşullarına sahip bireyler için erişilebilir bir yapı sunar.
Gül Çörüş’ün mesleki çalışmalarında öne çıkan alanlardan biri yas danışmanlığıdır. Kayıp deneyimi, insanın yalnızca bir kişiyi ya da durumu değil; çoğu zaman bir rolü, bir hayali ve geleceğe dair beklentileri de yitirmesi anlamına gelir. Bu nedenle yas süreci, tek boyutlu ele alındığında eksik kalır. Gül Çörüş, bu süreci bireyin iç dünyasıyla kurduğu ilişki üzerinden değerlendirmeyi önemser ve burada şefkat çalışması merkezi bir konumda yer alır.
Şefkat Çalışmasının Temel Yaklaşımı
Şefkat çalışması, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi “kendine acıma” ya da “her şeyi hoş görme” değildir. Aksine, kişinin yaşadığı zor duygularla dürüstçe temas edebilmesini ve bu duygular karşısında kendisine sert, yargılayıcı ve suçlayıcı bir dil kullanmamasını hedefler. Gül Çörüş’ün yaklaşımında şefkat, güçlü bir iç duruş olarak ele alınır. Bu duruş, bireyin yaşadığı acıyı inkâr etmeden, onu bastırmadan ve ondan kaçmadan var olabilmesini sağlar.
Yas sürecinde birçok birey, “daha güçlü olmalıydım”, “artık bunu geride bırakmam gerekiyor” gibi içsel baskılarla karşı karşıya kalır. Bu baskılar, duyguların doğal akışını zorlayarak sürecin uzamasına ve içe kapanmaya yol açabilir. Şefkat çalışması, bu noktada kişinin kendi insani sınırlarını kabul etmesine yardımcı olur. Acının bir zayıflık değil, kaybın doğal bir sonucu olduğunu içselleştirmek, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini destekler.
Gül Çörüş, şefkat kavramını soyut bir ideal olmaktan çıkararak gündelik yaşama taşır. Kişinin kendi iç sesiyle kurduğu ilişkiyi fark etmesi, bu sesin ne kadar sert ve cezalandırıcı olabildiğini görmesi önemli bir adımdır. Şefkat çalışması, bu iç sesi dönüştürerek daha dengeli, gerçekçi ve destekleyici bir iç diyalog geliştirmeyi amaçlar.
Yas Danışmanlığında Şefkatin Rolü
Yas danışmanlığı, yalnızca kaybın ardından hissedilen üzüntüyü ele almakla sınırlı değildir. Suçluluk, öfke, boşluk hissi, anlamsızlık ve zaman zaman yoğun yalnızlık duyguları bu sürecin doğal parçalarıdır. Gül Çörüş, yas sürecini doğrusal bir ilerleme olarak değil; iniş çıkışlarla şekillenen, kişiye özgü bir deneyim olarak değerlendirir. Bu nedenle şefkat çalışması, bireyin kendisini başkalarıyla kıyaslamadan kendi hızında ilerleyebilmesine alan açar.
Uzun süreli yas süreçlerinde sıkça karşılaşılan tükenmişlik ve değersizlik hissi, çoğu zaman kişinin kendisiyle kurduğu sert ilişkiden beslenir. “Hâlâ toparlanamadım” düşüncesi, süreci daha da ağırlaştırabilir. Şefkat çalışması sayesinde birey, bu düşünceleri fark etmeyi ve onlarla daha yumuşak bir mesafeden ilişki kurmayı öğrenir. Bu da duygusal yükün zamanla daha taşınabilir hale gelmesine katkı sağlar.
Gül Çörüş’ün deneyime dayalı yaklaşımı, yas danışmanlığında bireyin yalnızca kaybına değil; hayatta kalan yanına da temas eder. Şefkat, bu noktada kişinin yaşamla bağını koparmadan, kaybı da yok saymadan ilerleyebilmesine yardımcı olan dengeleyici bir unsur olarak öne çıkar.
Şefkatin Günlük Yaşama Entegrasyonu
Şefkat çalışmasının en önemli yönlerinden biri, görüşme odasıyla sınırlı kalmamasıdır. Gül Çörüş, bu çalışmaları bireyin gündelik yaşamına taşıyabilmesini hedefler. Kişinin kendi sınırlarını fark etmesi, ne zaman yorulduğunu, ne zaman durmaya ihtiyaç duyduğunu anlayabilmesi bu sürecin temel kazanımları arasındadır.
Yas sürecinde kişi, çoğu zaman çevresinin beklentileriyle kendi iç ihtiyaçları arasında sıkışır. Şefkat temelli bakış açısı, bireyin “yapabilirim” ve “yapamam” noktalarını daha net ayırt etmesine olanak tanır. Bu da hem duygusal hem de zihinsel açıdan daha dengeli bir yaşam sürdürmenin kapısını aralar.
Sonuç olarak Dr. Kl. Psk. Gül Çörüş’ün şefkat çalışması ve yas danışmanlığına yaklaşımı, bireyin kendisiyle kurduğu iç ilişkiyi yeniden yapılandırmayı hedefleyen; acıyı yok etmeye değil, onunla daha sağlıklı bir bağ kurmaya odaklanan derinlikli bir çerçeve sunar. Özellikle yas dönemlerinde, kişinin kendisine karşı daha anlayışlı ve dengeli bir duruş geliştirmesine güçlü bir zemin hazırlar.